Yeni Yazılar
Loading...
"Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir."
M. EMİN YURDAKUL

Info Post
Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu’nun yayımlanmış tek şiir kitabı olan Şimdilik, günümüz şartlarıyla Yapı Kredi Yayınları tarafından tekrar basıldı.
Muzaffer Tayyip Uslu’dan: Şimdilik“Şair harcıâlem şeylere teşbih ve mecazlarla lâyık olmadığı bir değeri vermek için çabalıyan bir sahtekâr değil, bulanık düşünceleri berraklaştıran hakikat arayıcısıdır.”
1946’da henüz yirmi dört yaşındayken, şair arkadaşı Rüştü Onur’la aynı kaderi paylaşarak veremden ölen Muzaffer Tayyip Uslu’nun kısacık yaşamında yayımlanan tek şiir kitabı Şimdilik’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan bu yeni baskısında dergilerde yayımlanan şiirleri ve yazıları da yer alıyor. Yoksulluğun, ince hastalığın “kısa kestiği”, gencecik, naif bir şiir, yaşamın yaşamak fiiline değer biçen özüyle şimdi bizi bir kez daha selamlıyor.

Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun, düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim


Zonguldaklı şair Muzaffer Tayyip Uslu’yu, Yılmaz Erdoğan’ın başarılı filmi Kelebeğin Rüyası’nda Kıvanç Tatlıtuğ canlandırmaktadır.


Muzaffer Tayyip Uslu, Arnavut bir babanın İstanbul doğumlu oğlu olsa da, kısacık ömrünün yarısını geçirdiği Zonguldak’ta yaşadıkları ve yarattıklarıyla oranın insanı olmuş ve “Zonguldaklı şair” olarak anılmıştır. Ölümünden sonra Zonguldak’ta onu bilenler, değer verenler anısını, edebi yönünü yaşatmak adına çeşitli etkinliklerle bir araya gelerek yazılarında, toplantılarında Muzaffer Tayyip adını yaşatmaktadır. Bu kitabın günümüz şartlarında yeniden basılmasını kabul eden değerli Yapı Kredi Yayınları ailesine, iki Zonguldaklı şair, yakın arkadaş Rüştü Onur ve amcamız Muzaffer Tayyip’in kısacık yaşamlarından etkilenip hayatlarını ve şiirlerini konu alan Kelebeğin Rüyası adlı filmi yaparak sadece Zonguldak’ta değil, ülke çapında farkındalık yaratan Sayın Yılmaz Erdoğan ve ekibine, Zonguldak’ta Muzaffer Tayyip adına çalışmalar yapan değerli gazeteciler ve edebiyatçılara ve bugüne kadar yarattığı eserlere sahip çıkarak günümüze taşıyan herkese, Muzaffer Tayyip’in kardeşleri ve onların çocukları olarak yürekten teşekkür ederiz.
Uslu Ailesi

Muzaffer Tayyip Uslu Kimdir?
Muzaffer Tayyip UsluMuzaffer Tayyip Uslu (İstanbul, Fatih, 1922 – Zonguldak, 3 Temmuz 1946). Asıl adı Süleyman Muzaffer Uslu’dur. Babası Tayyip Talip, annesi Üsküdar’lı Şükriye Hanımdır. Muzaffer Tayyip’in kendisinden büyük bir ağabeyi ve küçük erkek kardeşi vardır. Çocukluk yılları İstanbul’da geçerken polis komiseri olan babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte Mersin’e gitti. Ortaokul yıllarını Mersin’de geçirdikten sonra, babasının tayin yeri olan Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde memurluğa başlamasıyla, ağabeyini babaannesi ile Mersin’de bırakarak küçük kardeşi ve annesiyle birlikte Zonguldak’a yerleşti. Burada, geçirdiği zatürree hastalığı nedeniyle Mehmet Çelikel Lisesi’ni güçlükle bitirebildi. (1943). Ardından İÜEF Felsefe Bölümü ’ne girdiyse de hem hastalığının vereme çevirmesi, hem de parasızlık nedeniyle öğrenimini sürdüremedi. Zonguldak’a dönerek Ereğli Kömür İşletmeleri İş Mükellefiyeti Dairesi’nde memuriyete girdi. Ancak yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak genç yaşta öldü. İlk şiiri Varlık ’ta çıktı (1941). Kendisi gibi genç yaşta veremden ölen arkadaşı Rüştü Onur (1920- 42) ile birlikte genç kuşağın başarılı şairleri arasında gösterildi. Varlık, Ocak gazetesi, Değirmen ve Kara Elmas dergilerinde yayımlanan şiirleriyle beğeni topladı. Şair “yaşamındaki acılara rağmen, gizli bir üzgünlük içinde yaşamanın güzelliğini yazdı” (B. Necatigil). Zaman zaman duygusal, kimi zaman da acı bir alayın egemen olduğu, ince bir duyarlıkla işlediği şiirlerindeki temiz dili ve ustaca söyleyişleriyle genç yaşta yeni şiir akımının şairleri arasında yer aldı. Şiirlerinde Orhan Veli ve Oktay Rifat etkisi hissedildi. Şiirlerini Şimdilik adıyla tek bir kitapta topladı. Ölümünden sonra Necati Cumalı, bu kitabında yer alan ve dergilerde kalmış şiirlerini, yazılarından seçmeleri, ölümünden önce ve sonra hakkında yazılanları bir araya getirerek Muzaffer Tayyip (1956) adıyla yayımladı. 

Yapıtları:  Şiir: Şimdilik, (Zonguldak: A. R. İncealemdaroğlu B,1945)

Rüştü ölmüş… Öldü diyemiyorum. Bundan bir ay önce İstanbul sokaklarında kol kola gezdiğim; birkaç gün evvel de yakında bir şiir kitabının çıkacağını müjdeleyen mektubunu aldığım Rüştü’nün bu vakitsiz ölümüne kendimi inandırmak kolay olmayacak.

rüştü onurRüştü benim için şiirlerini her zaman zevkle okuduğum bir şairden ziyade, hiç çekinmeden bana derdini döken ve benim de hiç çekinmeden kendisine içimi açabileceğim; yeryüzündeki yegâne insandı. Şair Rüştü Onur’dan bahsedecek değilim; zira bu kendimden bahsetmek gibi bir şey olacak, çünkü onunla -teferruata ait bazı cihetler istisna edilirse şiir üzerinde anlaşamadığımız noktalar, yok denecek kadar azdı- bununla beraber şurasını işaret etmekten kendimi alamayacağım. Zevkine itimat ettiğim sayılı kimselerden biri olan, dostum N… bir gün şöyle demişti: “Rüştü’nün şiirlerinde Sabahattin Kudret’in son şiirlerini hatırlatan bir sıkıntı var.” Evet, Rüştü’nün hemen bütün şiirlerinde bir sıkıntı vardır; lâkin bunun mahiyeti; S. Kudret’in şiirlerinde sezilen sıkıntıdan apayrıdır. Şöyle ki: S. Kudret’in şiirlerinde, bir büyük ve kalabalık şehirde yaşamaktan bıkmış insanların âdeta, can çekişen aristokrasinin cılız bir nefesinden başka bir şey olmayan ve ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette bulunan M. de Cointré’nin sıkıntısı vardır.** Hâlbuki Rüştü’nün şiirlerinde, insanları yorulmadan, sokakları yoruluveren ve günleri birbirine benzeyen bir küçük şehrin, yeknesak hayatından kurtulmak için çırpınan ve haddizatında güzel olan yaşamaktan nasibini almak arzusuyla, mütemadiyen mesut insanlarla dolu mesut memleketlere firar etmeyi düşünen insanların haleti ruhiyesi vardır. Rüştü ölmek değil yaşamak istiyordu.
Sırası gelmişken onun Salavin’e olan hudutsuz sempatisinden bahsetmeliyim.
İstanbul’a ilk gidişinde Journal de Salavin’le birlikte yolladığı mektubunun sonunda diyordu ki: “Ben Salavin’i, Duhamel’i okumadan çok önce tanıyordum; bize bizden bahseden Duhamel bin yaşasın.” İtiraf etmeliyim ki onun Salavin’e bu hudutsuz sevgisi şiirlerinde de kendini göstermiştir:
Benden zarar gelmez
Kovanındaki arıya
Yuvasındaki kuşa
Ben kendi halimde yaşarım
Şapkamın altında.
Bu mısraların Salavin’le akrabalığı gün gibi aşikâr değil mi? Ben bunun Rüştü için bir kusur olacağını zannetmiyorum. Zaten Duhamel Université des Annales’de verdiği konferansta Salavin’in yirminci asır insanı olduğunu iddia etmemiş miydi? Yirminci asırda yirmi iki yıllık ömrü olan Rüştü’nün, yirminci asır insanının sentezi olan Salavin’e benzeyişinden daha tabiî ne olabilir?
Rüştü ölmüş… Onunla aynı hastalıktan yan yana yattığımız günleri hatırlıyorum; bize o zaman ıstırabın ta kendisiymiş gibi gelen o günlerde, şimdi saadeti görür gibi oluyorum. Rahmetlinin ağzından hiç düşmiyen bir söz vardı: “Saadet, kaybedilenler arasındadır.” Fakat o saadeti, yenide ve yeniye giden yol demek olan macerada aradı. Bu macera düşkünlüğü değil midir ki onu havası ve suyu kadar insanları da yabancı bir şehirde beklenme¬dik bir zamanda yalnız, yapayalnız ölümün kucağına terketti.
Rüştü ölmüş… Demek ben artık, Rüştü gelirse; şöyle yaparız, böyle yaparız, diye hülyalara dalamıyacağım. Demek artık, bir zamanlar başbaşa tasarladığımız yarına ait o güzel projelerden hiçbiri tahakkuk etmiyecek. Demek artık, bu şehrin caddelerinde dolaştığımız ve yeni yazdığımız şiirleri birbirimize okumak için deliler gibi sokaklara düştüğümüz günler, bulutu bulut, ağacı ağaç, denizi deniz olarak seyrettiğimiz saatler, sırf şiirden bahsederek sabahladığımız geceler birer hâtıra oldu.
Rüştü ölmüş… Ve ben daha şimdiden insanları yorulmadan sokakları yorulan bu küçük şehirde yalnızlığımı hissetmiye başladım.
(Ocak gazetesi, 16.12.1942 ve 23.12.1942)

Kaynak: http://www.sinetif.com
İlgili Yazı>>Kelebegin Rüyası Filmine Konu Olan Şair Rüştü Onur’un Kitabı

Mazeretim Şiirdir'i Takip Edin

0 yorum :

Yorum Gönder

Bu yazıyla ilgili "Soru, Düşünce ve Duygularınızı" paylaşınız.